6 Ağustos 2016 Cumartesi

geçmiş gelecek.

Belki de ihtiyacını duyduğum şey kendimle sohbet etmekti. Ama ne zaman buna başlasam düşüncelerimle arama giren etkenleri durduramıyordum. Tamam, ama neden? Geçmişte kalırsak geleceğimizi göremeyeceğimizi söylerler ya hep. Peki ya geleceğe baktığımızda geçmişi görüyorsak ne yapmalıyız? Umut dolu baktığımız her tablonun kenarında köşesinde kalmış ufacık bir geçmiş parçasını nasıl görmezden gelebiliriz? Zaman akıp giderken değişmeyeceğimize bizi kim inandırdı? Hiçbir cevap asla tatmin etmiyor. Durumlar da değişiyor, insanlar da, hisler de. Bana sorarsanız karda yürür gibiyiz. Bilinmeze gider, geçmişte kalan ayak izlerini görür ve dönebilecek bir yol olduğu için güvende hissederiz kendimizi. Fakat ummadığımız zamanda fırtınaya yakalanırsak, geçmişi de kaybederiz, geleceği de. Şimdi kendimi kaybetmeye çok yakınken, korkuyorum evet. İleride hatırlayacağım güzel bir korku bu.