Sıcak suyla homojenize olan hazır kahvesinden bir yudum alıyor.
Kuramadığı süslü cümlelerin sıfatları arasında kaybolan kelimelerinin doğrusunu seçmek için zorluyor kendini; ama nafile!
İşte yazıya dökülenler bunlar:
Cümleleri kesik kesik, birbirinden alakasız.
Noktası gelmeyen fikirler dolaşıyor kafasının içinde, sonu gelmeyen yeni kavramlar arasında dans ediyor hücreleri.
Bir araya gelmek, hep beraber ahenk içinde olgular oluşturmak istiyor.
Bir an için dünyanın öbür ucunu düşlerken, öte yandan evrenin kozmik parçacıkları arasındaki yeni bir yaşamın hayalini kuruyor.
Patates kızartırken aydınlanıyor, her oksijen atomuyla hayata yeniden revize oluyor.
İçtiği tütünlerin her kesik nefesinde kalan ömrünü sayıyor, çok yok zaten, biliyor.
Hadi şimdi bir kaç saniyeliğine bütün bedenler toprak üzerinde dursun!
Dursunlar ki görebilelim; her uzvumuzun nasıl karıştığını bu dünyaya.
Bekleyelim ve izleyelim. O zaman ait hissedeceğiz ruhumuzu gerçekliğe.
Arayış bitecek ve tekrar nefes alacağız.
Hepimizin yaydığı renk aynı olacak, aklımız bizi terk edecek.
Bildiğimiz tek bir şey olacak, oldukça net.
Bizler bu günün çocukları değiliz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder